Bu temayı yükle
Şeriat isteyen kadınlar;
-Mahkemelerde şahit olarak kabul edilmeyince ağlamayın,
-Kocalarınız eve başka kadın getirdiğinde sineye çekin,
-Anneniz babanız öldüğünde mirastan erkek kardeşinizin yarısı kadar pay alınca laik devletin mahkemelerine koşmayın,
-Yobazın biri 6 yaşındaki kızınıza ya da kız kardeşinize sulanınca ayıplamayın,
-Kocalarınız 3 defa boş ol dediğinde kendinizi kapı önünde bulup çemkirmeyin!

Hala anlayamadınız mı Cumhuriyet’in değerini?

Şeriat isteyen kadınlar; -Mahkemelerde şahit olarak kabul edilmeyince ağlamayın, -Kocalarınız eve başka kadın getirdiğinde sineye çekin, -Anneniz babanız öldüğünde mirastan erkek kardeşinizin yarısı kadar pay alınca laik devletin mahkemelerine koşmayın, -Yobazın biri 6 yaşındaki kızınıza ya da kız kardeşinize sulanınca ayıplamayın, -Kocalarınız 3 defa boş ol dediğinde kendinizi kapı önünde bulup çemkirmeyin! Hala anlayamadınız mı Cumhuriyet’in değerini?

“Bir gün hayatına birisi girecek ve o gün, daha öncekilerle neden işlerin yürümediğini anlayacaksın.” Elif Şafak

Lütfen izleyin, izlettirin!!! Amatör ruhun az imkanlarla harikalar yaratabileceğini gördüm dün. Özenmedim desem, yalan olur.  (Taken with instagram)

Lütfen izleyin, izlettirin!!! Amatör ruhun az imkanlarla harikalar yaratabileceğini gördüm dün. Özenmedim desem, yalan olur. (Taken with instagram)

:))

:))

cruelifee:

ben seni ısırırım.

cruelifee:

ben seni ısırırım.

  • Cikcik:

    Yaaa ben aşk istiyorum yaa.

  • Kozi:

    :S

  • Cikcik:

    ...yani acısız olanından canım. Acı çektirmeyeninden yani..

  • Kozi:

    Haaaaa!! Etsiz çiğ köfte yani

[Flash 9 is required to listen to audio.]
Alan Jackson - Remember When by Alan Jackson from the album: Grestest Hits Volume II

atakanbilgn:

Hatırla..

[Flash 9 is required to listen to audio.]
Raein - Ólafur Arnalds

birseydicektim:

Peki ”kitap koklar gibi” sevebilir misin beni?

[Flash 9 is required to listen to audio.]
17.Tanju Okan - Hasret

kedidirokedi:

Tanju Okan - Hasret

 Bir gece vaktidir bir kez daha, evin ışıkları söndürülmüştür ve ayışığı diyelim içeri vuruyor, oncasına bilinen eşyaları bir başka şekilde aydınlatıyordur.Bir eski şarkının kalıntıları çalınır kulağımıza..anlatmakta güçlük çekersiniz.. 

Mario Levi, Bir Şehre Gidememek

…Ve ölümün geri dönüşü yoktur (Taken with instagram)

…Ve ölümün geri dönüşü yoktur (Taken with instagram)

[Flash 9 is required to listen to audio.]

kizilgin:

Fotoğraflar tamamen kalpte ve hafızada iç karışıklıklar yaratmak için var. Çekilme nedenleri de zaten bu olmalı. 

Tam “Geçti bitti gitti oh ne güzel hayat!” dediğin anda “Şaka yaptım ki hiç de bitip gitmedim, bak buradayım. Bütün varlığımla mutluluğununu mahvetmek için işte bak tam karşındayım” der gibi çıkıverir karşına. Neye uğradığını şaşırırsın. Takvim yapraklarına düşmanca bakarsın. Saatler sana doğrulan bir ok gibidir hatta. Kendini geçmişinle bir savaşın içinde bulursun. Genelde yenilirsin. Aslında hep yenilirsin. En azından ben henüz yeneni görmedim. Zaman hep kazandı. O hep bizi ardında bıraktı. Tik-takları hiç durmadan işlerken bir türlü yetişemedik. Hep bir yerlerde bir şeylere takılı kaldık.

Fotoğrafımızı çektiğimiz anları anımsıyorum. Senin “Bırak şunu da bana dön. Gideceğim birazdan, gel de bir koklayayım şöyle.” dediğin anı mesela. Sen beni tutup kendine çekerken fotoğraf makinası elimden kaymıştı, yanlışlıkla basmıştım. Yamuk yumuk ama bana bakışının ve benim tebessümümün gayet de net olduğu bir fotoğraf kalmıştı işte o andan. Şimdi baktığımda şu günden deli gibi nefret ettiğim bir fotoğraf işte. 

Aslına bakarsan bir fotoğraf işte, ama hiçbir zaman sadece bir fotoğraf olamayan bir fotoğraf. Öyle işte.

“Eğer bir gün giderse ya da ölürse bir fotoğrafı kalsın. Arada bakar saatlerce ağlarım. Geçmişi özlerim. Gülüşlerimiz, mutlu zamanlarımız gelir aklıma, iç geçiririm. Ne kadar da aşıktık diye düşünüp kendimi paralarım. Yaşadığım güne lanet edip, geçmişe dönmek isterim. İyi olur. Kendime işkence etmek gibisi yok zaten. Evet, evet kesinlikle bir fotoğrafımız olmalı. Hatta bir sürü çekelim. Her anımız yarına kalsın. Kalsın ki gittiğinde canımı yakmak için bir nedenim olsun. “

Fotoğraf çekmenin altındaki tek gerçek neden bu. İnsan kendini bildi bileli sever işkenceyi. Ben de severim. Fotoğraflar da bir işkence aracı olmaktan öteye gidemiyor. Hangisine baksan geçmişe bir özlem duyar ve bu günden soğursun. Biraz önce bahsettiğim o savaşın içinde bulursun işte zamanla kendini. Yaşadığın anın içine edersin ama gel gör ki yırtıp-yakıp atmaya kıyamazsın da. Tekerrürü olmayacak gülüşleri, aşkları, yaşanmışlıkları nasıl yırtıp atarsın ki gözünü kırpmadan. Zor. Çünkü onlar senin geçmişin. Fotoğraftaki diğer kişilerin artık senin için bir önemi olmasa bile zamanın bir yerinde hayatının içinden geçip gittiler, bu gerçeği değiştiremiyorsun. Ve bir gün ölüp gideceğin gerçeği yüzüne tokat gibi çarpınca canını yaksa da o fotoğrafların bir yerde sapasağlam durması gerektiğini düşünürsün.

Çünkü sen ölüp yerin bir kaç metre altında adını bile bilmediğin canlılar tarafınca çürütülür ve kemirilirken yaşanmışlıklarından geriye kalacak tek şey fotoğrafların olacak. 

Çünkü seni de özleyenler ve hayatındaki yokluğuna lanet edenler olacak. 

Çünkü onların da senin fotoğraflarına ihtiyacı olacak. 

Geçmişi ve seni özlediklerinde bakıp yaşadıkları güne sövüp saymaları, göz yaşlarını tutamamaları, bir iç çekmeleri ve yalnızlığın insanı ne kadar aciz duruma getirdiğini görmeleri için.